Yörük Köyü

0

Köyün bilinen tarihi 750 yıl öncesine kadar uzanmaktadır. 450 yılık “Oda Başı Evi” bu köyde bulunmaktadır. Odabaşı evi en eski ev ünvanını elinde tutmaktadır.

Mesafe : Yörük Köyü ile Safranbolu arası 20 km’dir.

Köy mimari olarak Safranbolu ile aynı olmakla birlikte, daha az nüfusa ve gözden uzak olması nedeniyle daha sakin bir ortama sahiptir.

Ulaşım:

Özel Araçla

İstanbul veya Ankara’dan özel araçla otobanı tercih ederek, Gerede kavşağına kadar gelenler, Samsun yoluna dönüyorlar. Bu yol daha sonra ikiye ayrılıyor. Sola devamla Karabük’e gelenler, Safranbolu istikametinde ilerleyip, bu defa sağa Kastamonu’ya giden yol üzerinden ayrılarak, 1,5 kilometre içeride bulunan Yörük Köyü’ne girebilirler. Köy içi sokaklar parke taşı kaplı. Araçla dolaşmaya ve yürümeye müsait.

Otobüsle giderseniz ;

Karabük’e giden otobüslerden indikten sonra Kastamonu yoluna saparak devam edenler, 18 kilometre sonra, Yörük Köyü’ne ulaşabilirler. Sabah köyden, akşam Karabük’ten minibüs seferleri de yapılıyor.

Yörük Köyü’nde iki cafe bulunuyor. Kafelerin açık bahçe ve kapalı bölümlerinde oturanlar, mantarlı, ıspanaklı, kıymalı ve peynirli gözleme çeşitleri yiyebiliyor.
Yörenin köy ayranı ve ev baklavası da oldukça meşhur. Kafelerde kendin pişir kendin ye türü piknik yapanlara da rastlanıyor.

Gözde Aile Bahçesi’nde tadı damağınızda kalacak bir çok yemek çeşidi var.

Yörük Köyü’nde Tanoz isimli dükkanda bir çok hediyelik eşya satılıyor. Köye ilginin yavaş yavaş başlaması nedeniyle, minyatür pencereler ve çeşitli hediyelik eşyaları burada bulabilirsiniz.

Yiyecek olarak ise, Yörük Kileri satış dükkanda pekmez, reçel, turşu, salça, tarhana, bulgur, erişte, nane, keki,ıhlamur alabilirsiniz.

Dükkanlar hafta sonları da açık…

poster
Safranbolu Yörük Köyü
00:00
--
/
--




140 haneli köyün iç ve dış mimari zenginlikleri bölgeyi ziyaret eden turistlerin de önemli duraklarından birini oluşturuyor.

Yörük Köyü’nün kuruluş hikayesi şöyle;

Hüseyin – Hacı – Davut isimli üç kardeşin yönetimindeki yörük aşireti, Orta Asya’dan dağılan Oğuz Türkleri’nin Karakeçili aşiret kollarından biri. Üç kardeşin en büyüğü Hacı Hüseyin ve beraberindekiler, bugünkü Yörük Köyü’nün orta mahallesinde Hafız Pınarı olarak bilinen , halk arasında “Çökün” ismiyle anılan alana çadırlarını kurup yerleşmişler.

Hayvancılıkla uğraşan yörüklere zamanla meralar yetmez olmuş. Kardeşlerin ikincisi Hacı grubuyla, “Hacılar Obası köyü”nü, üçüncü kardeş de, “Davut Obası Köyü”nü kurmuşlar…

Yörük köyleri, 250 sene göçer olarak çadırlarda yaşama devam etseler de, Osmanlı devletinin yerleşik düzeni zorlamasıyla, köyler oluşmuş. 750 yıllık geçmişe sahip Yörük Köyü’nde en eski ev 450, en yeni ev ise 90 senelik. 450 yılık Obabaşı evi, Odabaşgil olarak isim değiştirerek gelmiş ve halen en eski ev olma ünvanına sahip.

Aşı boyası, çivit mavisi, tahini gibi renklerle boyanmış evlrde ahşap doğramalar, kapaklar, torbalalı parmaklıklar, sürme kafesler ilk bakışta dikkati çeken özellikler. 150- 200 yılllık evlerde, iç süslemelere duvar ve tavan kaplamalarına da oldukça özen gösterilmiş.

Uğura inanan Yörük köyü sakinleri, evlerinin saçak uçlarına eskiden vurdukları geyiklerin boynuzlarını da asmışlar.2 – 3 hatta 4 katlı inşa edilen Yörük Köyü evlerinde alt kat ahır olarak kullanılmış.

Giriş kısmında ise, evin kileri, bahçesinde kuyusu bulunuyor. Üst katlar ise oturma amaçlı odalara ayrılıyor.Pencereler kafesli, pancurlu, kapılar ise birbirinden ilginç ve estetik kilitlerle süsleniyor.

TOKMAKLAR VE KİLİTLER

Kapı kilidinin anahtar deliği yayınında bir mandal bulunuyor. Bu mandal yukarı hareketle birinci kilidi açıyor. Elle çekilince ikinci kilit kaldırılıyor. Üçüncü kilit de anahtarla açılıyor. Kapı tokmakları haber ve mesaj vermek için kullanılıyor. Tokmaklara bağlı ip ve bezlerin değişik anlamı var. Tokmaktan tokmağa dolanan ip, aşağı sarkıyorsa ev sahibi anlamını taşıyor.

Tamamı açık hava müzesi olan köyün çok pencereli, ferah yapılara arasında Sipahioğlu Konağı ve misafirhanesi, Yukarı mahallede Hacı Kavas ve Bekir Efendi Evleri, Muratoğlu Konağı, Cebecioğlu Konağı, Aşağı mahalle, Ahşap Camii, İbrahim Çağlayan hanesi, Kaymakçıoğlu Konağı, mimarisi ile dikkat çeken eserler arasında sayılıyor.

1879 yılında yapılıp 1996 yılında onarım gören şimdiki sanat galerisi olarak kullanılan “Genel Çamaşırhane”, çeşme ve tarihi mezarlığı, köyün sırtını dayadığı tepelerde bulunan mağaralar, Kastamonu – Safranbolu yolu üzerinde bulunan 30 metre çapında ve 37 derece sıcaklıktaki suya sahip, etrafı ağaçlarla çevrili piknik yeri olarak kullanılan doğal havuz, görülebilecek diğer yerlerden bazılarını oluşturuyor.

23 Şubat 2017 |

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu websayfası Bartın Web Tasarım tarafından yapılmıştır